Doctor using stethoscope on smiling patient
Bumerang - Yazarkafe

“Son dönemde Reyhan Adalı ablamızın yaşamış olduklarından dolayı ben de bilinçlenme hareketine katılmak istedim. Kendisine buradan güzel, sağlıklı bir hayat diliyor en kısa zamanda sağlığına kavuşmasını temenni ediyorum.

Kısaca kendimden bahsedecek olursam benim adım Kerim, Kocaeli’de yaşıyorum. 5 yıldır belirtileri olan 3 yıldır sıkıntı vermeye başlayan ancak, 1 yılı çok az aşkın bir süredir SLE ve Lupus Nefriti teşhisi almış biriyim. Tedaviye serviste 3 kür pulse kortizon ile başlandı. Ardından hepimizin bildiği ilaçları kullanarak bugünlere geldim. Bu süreç içerisinde birçok bitkisel çaylar da tükettim ve hala tüketerek sağlığımı korumaya çalışıyorum. Bir yıldır herhangi bir enfeksiyon hatta grip bile yaşamadım (serviste bulaşan bakteri ve sonradan yedi gün yatışıma sebep olup beş ay antibiyotik kullandığım enfeksiyon hariç). Farklı alternatif tedaviler uyguladım ve söylemeliyim ki faydasını gördüm. Kontrolleri aksatmıyorum, doktorun dediğinden dışarı çıkmıyorum. Şu an kan tahlillerime göre hastalık kısa bir süredir remisyona girmiş gibi gözüküyor. Eskiden yalnız başıma hayata tutunuyordum, artık Lupusla birlikte hayata tırmanıyorum.

Kullandığım ilaçların prospektüslerinin hepsini okurum ve size de okumanızı öneriyorum. Buna göre ilaçlarınızı kullanın ve alacağınız bitkisel ve alternatif yöntemler olursa mutlaka araştırın, sorun öğrenin. Dozajını ve düzenliliğini doğru bir şekilde ayarlayın. Unutmayın her şeyin fazlası zararlıdır. Düzensiz olan hiçbir şey fayda sağlamaz, ilaçlarınızı mutlaka düzenli olarak alın. Bilinçlenme hareketi için hayat hikayelerimizi paylaşırken ilk önce kendi hastalığımızı iyi bir şekilde öğrenip bilinçlenme hareketine kendimizden başlamayı unutmayalım. Gerçekten yürüyemediğim günlerden bugüne bir yıl gibi kısa sürede geldiğim için Allah’a şükürler ediyor ve hayat hikayemi anlatmaya başlıyorum.

Hayatımın dönüm noktasındaydım. Lise son sınıf öğrencisi olarak sınava hazırlanmak üzere kollarımı sıvamış ve kendimi güzel bir mühendislik bölümünde bulmak için çalışmalarıma başlamıştım. Ancak o dönemde gelen ağrılar ve uyku krizleri hayatımın gidişinin değişeceği sinyallerini vermeye başladı. Derslere odaklanamıyor; hatta uyuyakalıyordum. Ne dersi dinleyebiliyordum ne de kendi başıma ağrılardan odaklanıp çalışabiliyordum. Mart ayı gelip çatmış, sınav günüm gelmişti. Zaten üniversite ümidimi yitirmiş, adam akıllı hazırlanamamıştım bile. Sınav salonuna girmiştim, bana gösterilen sıraya oturmuş, soruları çözmeye başlamıştım. Daha beş veya altı soru çözmüştüm ki gerisini hatırlamıyorum uyandığımda sınavın bitmesine kırk dakika kadar zaman kalmıştı. Sadece sınavın yarım saatlik kısmına katılabilmiştim. Mühendislik hayalim zaten bitmişti.

Bu yaz sürecine kadar böyle devam etti ve liseden mezun olduğumda artık sabahları tutuluyor, zor hareket ediyordum. Oturduğum yerde kalıyor, sabit kaldığım anda hiçbir yerimi hareket ettiremiyordum ve artık bana ciddi anlamda sıkıntı vermeye başlamıştı.

Doktora gittim ve şikayetlerimi anlattım. Bunun üzerine doktor birkaç kan testi uygulayarak bende romatizmal bir hastalık olabileceğini söyledi ve “Bir enfeksiyon geçirmiş olabilirsin. Kanında iltihap miktarı artmış.” dedi. Yirmi adet iğne yazdı ve bir de ağrı kesici… Ağrım olduğunda bu ilacı kullanmamı ve başka herhangi bir şey yapılamayacağını tedavisinin olmadığını söyledi. Sağ olsun çok bilgili ve zeki doktormuş.

Sonrasında ben direkt geçiş hakkımı kullanarak iki yıllık üniversite için Balıkesir’e yerleştim. Bir yıl boyunca gıda takviyesi olan bir takım haplar ve bu ağrı kesiciyi kullanmaya devam ettim. Bu süreç içerisinde beş-altı kez doktora gittim; ancak yine aynı şeyleri duydum. Bu doktorlar çok bilgiliydi. Benim gerçekten onlara göre hiçbir şeyim yoktu öyle ki sırtım ağrıyor dediğimde sırtımı dinleyip “Sırtının ağrıdığına emin misin? Bir şeyin yok .” diyorlardı. Çok zekiydiler, hemen anlıyorlardı.

Tabi bu yıl böyle geçti. İkinci yıl artık hareket ederken zorluklar yaşıyordum; ancak bu sadece sabahları gerçekleşiyor veya sabit bir şekilde durduğumda oluyordu. Göğüs kafesimde batmalar artmıştı; ancak kısa kısa nefesler alabiliyordum. Yine bir takım ilaçlar kullandım bu süreç içerisinde doktorlar net bir söz etmiyorlardı ancak ilaç yazıyorlardı.

İkinci yılın sonuna varmıştım ki final haftasına giremeyecek kadar kötüydüm. Tansiyonum yükseliyor, yediğim her şeyi tuzlu hissediyordum. Bu süreç içerisinde birkaç kez baygınlık geçirdim ve serum ile ilaç vermişlerdi. Doğru dürüst finallerime bile girememiştim.

Balıkesir’de doktora gittim ve doktora geceleri ateşimin yükseldiğini ve tansiyonumun sık sık yükseldiğini söyledim. Tansiyonumu ve ateşimi ölçtü ve “Nereden vardın bu kanıya?” diyerek beni yalan söylemişim gibi yargıladı ve “Soğuk almışsındır.” diyerek soğuk algınlığı için bir iki ilaç yazdı. Ben de artık en azından ateşimi düşürsün diye bu ilaçları kullanıyor, ne yersem kustuğum için neredeyse iki hafta sadece su içerek sınavlarımı vermeye çalıştım ki sınavdan çıkmak zorunda kaldığım birkaç sınav haricinde hepsini vermiştim.

Sınavlar biter bitmez yaşadığım şehir Kocaeli’ye döndüm. Direkt hastaneye gittim. Verem hastalığından şüphelenmişti ailem. Ancak verem değildim ve ardından bir doktorun yaptığı testler sonucu ciddi bir böbrek rahatsızlığım olduğunu öğrendim ve beni Marmara Üniversitesi Hastanesi’ne yönlendirdiler.

Marmara Üniversitesi’nde otuz üç gün serviste yattım, böbrek biyopsisi, kemik iliği biyopsisi ve cildimdeki kızarıklardan biyopsi yapıldı ve sonuç olarak Lupus hastalığı teşhisi konuldu.

O zaman akciğerde lenfler, anemi ve trombosit düşüklüğü ve böbrekte dördüncü derece (class ıv) seviyesinde hasar mevcuttu ve aradan bir yıl bir ay geçti. Öyle ki bu bir yılın her haftası hastane ile ev arasında geçti; ancak şuan böbreklerde herhangi bir hasar kalmadı, akciğerde lenfte kalmadı. Sadece akciğerde biraz pıhtı var o kadar.

Tabi hastalığımı öğrendiğim zaman ellerimde oluşan morlukların bile hastalığın belirtisi olduğunu anlamıştım. Aslında birçok kez “Ben buradayım.” demiş.

Ne olursa olsun gerçekten hayata tutunduğunuz zaman her şey güzel oluyor. Umudunuzu yitirmeyin. Kendinize iyi davranın, her şeye kafanızı takarak moralinizi bozmayın, stresten mümkün olduğunca uzak durun. Hayat gerçekten güzel.

Hastalığın belirtilerini yazdıktan sonra yazımı bitiriyorum.

Başlarda ellerde kısa süreli oluşan ve kendiliğinden kaybolan morluklar yer yer bacaklarımda da görmüştüm. Ellerim yaz, kış derin dondurucudan çıkmış gibi soğuktu.

Sonralarında tutulmalar ve gribal enfeksiyonların artışı ile kendini gösterdi. Cildim güneşi fazla gördüğümde ateşlenme şikayetlerim başladı. Geceleri akciğerde keskin batmalar hissetmeye başladım lenflerden kaynaklanıyormuş.

Sık sık eklemlerde şişlikler ve ağrılar oluşuyordu. Ayaklarımı hareket ettirirken çatırdadığını duyuyor ve acı hissediyordum.

Belli zaman sonra baygınlık geçirmelerim artmıştı ve bu sebeple birkaç kez serumla ilaç aldım.

Mide bulantısı ve yanma hissiyatı giderek artmıştı.

Her sabah uyandığımda göz kapaklarımda şişlikler meydana geliyordu ve ne yersem tuzlu hissediyordum bunun sebebi böbrek tutulumu olduğundan kaynaklanıyormuş. Buna bağlı tansiyon artışı oluşmaya başladı. Sonrasında ateşli geçen günlerle ve yüzde oluşan kelebek döküntüsü dedikleri belirti ile kendini netleştirdi Lupus.

Sağlıcakla kalın…”

Yayın Tarihi : 2 Eylül 2015

Yayın Adresi : severekyasa.com

Bir Cevap Yazın